Bu yazıyı 2 sene kadar önce sevgili arkadaşım Ceren Ünlü’ nün isteği üzerinde yazdım “Dost Diye Bildiğin” için. Sonra zaten herşey bir anda yıkıldı. Ama yazdıklarımı silemem, geçmişimi de.. O yüzden yayınlıyorum

Çok canlı bir anı var aklımda; kocaman bir okulun kocaman merdivenlerinden inen 10’ a yakın kız

çocuğu bağıra bağıra “karlı kayın ormanındaa yürüyoruuumm geceeeleeyinnn” diyor. Yaşım
11-12. Burası bir imamhatip lisesi..Benim Livaneli ile tanışma öyküm, hayran kitlesinin büyük bir
çoğunluğundan biraz farklı. Benim ailem ne sürgünlere gitmek zorunda kaldı, ne ceza evlerinde
acı çekti, ne kampüslerde dayak yedi.. 1985 yılında doğduğumda da, büyüdüğümve ilk gençliğe
erdiğim yılllarda da bizim evde Livaneli dinlenmezdi. AilemArtvin’ den 150 sene önce
göçmüş, Şile’ ye yerleşmiş kendi içlerinde yaşamış, din eğitimine önemvermiş ama çok fazla okumamış

bu nedenle de ülkenin başından geçenlerle pek ilgili olmamış. Dolayısıyla ben Livaneli ‘ yi kendim keşfetmek zorunda kaldım.

Orta okul yıllarımda, bir TV dizisinde, karakterlerden birini “karlı kayın ormanı “ nı söylerken duydum. Hani böyle anlar vardır,
bir şarkı can evinizden vurur sizi… tutulursunuz. İşte aynen öyle oldu.O vakitler internetten
bulayımda dinleyeyim gibi bir avantajımız yoktu. Okulda arkadaşlarıma sordum, kaset satan
dükkanlarda aradımve buldum.. Zülfü Livaneli. Kasetçi bana bir kaset doldurdu,( o vakitler böyle
şeyler vardı) içinde en klasik besteler vardı.. Kaç kere üst üste dinlediysembir süre sonra kaseti bozdum.
Sonra da hep okul harçlıklarımı kasete yatırdım. Nedendir bilmem Livaneli kasetlerini bulmak zordu. Kadıköy’ ü sokak sokak
arşınlayıp kasetler aradığımı, her gittiğim yerde gördüğüm kasetçiye girip “acaba Zülfü Livaneli kasetleri var mı” dediğimi hatırlıyorum.. Çocuk
aklımla hergün 3 gazete alıp, önce Livaneli ‘yi okuduğumu, sonra diğer gazetelerin sayfalarında onunla ilgili bir haber aradığımı..
haber bulursam kesip sakladığımı… (ki hala durur evde bir dosya Livaneli haberi..)

Bu saplatılı Livaneli hayranlığına ailem, yani annemle babam hiç tepki vermediler, hatta
ben dinlerken babamın da bana bazı şarkılarda eşlik ettiğini gördüm.. Ama
amcalarım bu sevgimden pek hoşlanmadı. Odamın duvarında Livaneli posterinin, her yerde Livaneli kasetlerinin, kitaplarının,
Nazım şiirlerinin asılı olduğunu görünce “ben bir daha bu eve girmem” dedi “ülkücü” amcam ve bir daha girmedi. Ama babam bana hiç kızmadı. Hatta belki sevindi bile..
Hayatımın her döneminde Livaneli sevdiğim için dışlandım. Okuduğum orta okul, bir imam hatip lisesiydi. Orada yaklaşık 50 kişilik bir sınıfın hep bir ağızdan karlı kayın, güneş topla,
leylim ley, söylemesini gözünüzde canlandırabiliyor musunuz? Sonra bu notaların başka sınıflara ve en nihayetinde 2000 kişilik koca bir okula yayıldığını..

 

Tabii bu bana biraz pahalıya patladı, aynı dönem içersinde “halkı kışkırtmak (!)”ile suçlandım ve 5 dersim birden zayıf geldi..
Aslında çalışkan bir öğrenciyimdir. Orta okul macerasını tamamladıktan sonra, isminde Atatürk olan bir liseye gittim.
Burada da başım dertten kurtulmadı. Cumhuriyet bayramı töreni için bir oyun
hazırladım. Oyunda Nazım Hikmet’ in meşhur Kuva-i Milliye sinden bir bölüm vardı.
Hani şu “biz ki İstanbul şehriyiz “ diye başlayan muhteşem dizeler.. Fonda da bağlama,
keman ve flüt eşliğinde Livaneli besteleri.. ve ben yine disiplin kurulunda.. Bu defa okul
müdürüm sayesinde kurtuldum. (“ Ada” albümünü de hediye etti bana) Ama yılmadım. Okul tarihinde efsane olan oyunlar,
oratoryalar sahneye koydum, fonda hep Livaneli vardı. Hep onun mucizevi notaları..
Livaneli benim için ne anlam taşıyor diye düşündüğümde ; hayatı, sanatı, müziği,
politikayı ve ülkemi öğrendiğim bir öğretmen olduğunu fark ediyorum. Ne bildiysem, ne gördüysem, ne okuduysam, ne öğrendiysem
ya onun sayesinde oldu ya da direk olarak etkisinde.Ve ondan ne öğrendiysem kardeşlerime, arkadaşlarıma, ulaşabildiğim kadar çok insana öğrettim. Dinlettim, okuttum ve sonunda beğendiklerini gördüm.
Bir Livaneli şarkısı mırıldanan biri gördüğümde gururlandım. Kitapçılarda, onun kitaplarını karıştıran insanlar gördüğümde, yanlarına gidip “ çok güzeldir,
mutlaka alın” dedim. Şimdilerde, daha çok insanın Veda’ yı izlemesi için elimden geleni yapıyorum. Çünkü bundan keyif alıyorum. Daha çok, daha çok kişinin onu
tanımasını ve yüzyılımızın bu onurundan
faydalanmasını istiyorum.

Benim için Livaneli, kendisi ile aynı yüzyılda yaşamış olmaktan, onu dinlemiş, onu okumuş ve en önemlisi, kendisinin de dediği gibi onu bu kadar kolay
anlamamış, anlamak için yıllarımı harcamış olmaktan gurur duyduğum bir insan. Kendi adıma onun için her hangi birşey, ufacık birşey bile yapmak,
hayatımın gayesidir. Onun varlığı ve bu ülkenin sanatçısı olması, bu ülke için ve bizler için  bir ödüldür.
Ama biz kıymet bilmiyoruz, o ayrı.