Uzun zamandır beklediğimiz Öykü Bebek 24 Şubatta aramıza katıldı, bu mektup Öykü’ ye; büyüdüğünde okuması ve hep saklaması için;

24.02.2010
Salı/İstanbul

Sevgili Öykü,
Dünyaya gelen her insanın bir misyon taşıdığına inanır kızılderililer. Sen de bir misyonla gelmiş olmalısın dünyamıza. Belki büyük bir sanatçı, belki bir yazar, belki harika bir anne ve belki güzel bir dost olacaksın. Birileri hayatında senin olmandan gurur duyacak, bazıları seni hiç sevmeyecek belki.. Ama öğreneceksin.. Hayatın kendisi bu.
Senin bu dünyaya gelişin annen ve baban için çok zorlu bir süreç oldu. Aynı sıkıntıları biz de paylaştık. Önce sevinip sonra hüzne boğulup ağlaştığımızı ve anneni sana tekrar inanması için çok çabaladığımız daha dün gibi. Umudumuzu hiç kaybetmedik, sonunda senin gibi bir güzelliğin, kırmızı suratından gözlerini kısarak bize merhaba diyeceğini biliyorduk.
Ama işte başardın, bu gün aramızdasın. Yağmurlu bir İstanbul sabahına gözlerini açtın. Ama sonra pırıl pırıl bir gökyüzü ve harika bir güneş çıktı. Bu iyiye işaret işte. İstanbul seni güzel bir hava ile selamlıyor. Bu kentte yaşayacaksın muhtemelen -en azından bir süre-. Bu şehrin ne kadar güzel olduğunu görecek ve bu kentte doğan her çocuk gibi ona aşık olacaksın. İşte hayatın sana sunduğu artılardan biri daha…
Baban telefonda “ne kadar güzel bir görsen” dedi.. Demek ki çok canlar yakacaksın. Ne şanslısın ki sana kalp kırmamayı öğretecek bir ailen var. Merhametli biri olacaksın mutlaka. Annen gibi, sokakta gördüğün dilenci için üzülecek, haberleri seyrederken ağlayacaksın.
Biz annenle birlikte çok eğlendik, eğlenmeye de devam ediyoruz. Annen ve babanla sen de çok eğleneceksin. Onları hiç bırakmak istemeyeceksin. Zaten istesen de seni asla bırakmayacaklar.
Öykü, senin bir hikayen var. İçin de umut olan, acı olan, gözyaşı ve kahkaha olan bir hikaye. Bu hikayenin başrol oyuncusu sensin tabi ama, gözümüzün önünde sana kavuşmak için çokça sıkıntı çeken annen de en büyük kahramandır. Onu say ve sev.. kalbini hiç kırma.. Çünkü biliyorum ki o senin üzerine titreyecek. Önümüzdeki yıllarda hala buralarda bir yerlerde olursak sana anlatırız. Seni beklediğimiz günleri ve seni ilk gördüğümüz anın büyüsünü.
Hoş geldin Öykü! Dünya seni sevecek. Sen de dünyayı sev..insanları sev.. o minik kalbin büyüdükçe, içinde sevgi de büyüsün. Ancak o zaman mutlu yaşabileceksin.
Mümkün mertebe sinirlenme. Sinirlenince kendine zarar veriyor insan, annene sor, o bilir… ve ayrıca popona vuracağımız şablak için bize kızma.. bunu hakettin çünkü 
Sevgili Öykü,
Senin bir öykün var ve ben inanıyorum ki, bu öykü şimdiye kadar yazılan öykülerin hepsinden özel olacak.
Hoş geldin bebek, hoş geldin Öykü.. Yaşama sırası sen de…

Sonsuz Umutlarla, Ebru