Tarih kitapları küçüklükten beri ilgimi cezbeder durur ve filmlerde.. Hayır malkoçoğlu, battalgazi değil,  komedi değil dram filmlerinden bahsediyorum. Belki de bu devrin insanı olmadığım için olabilir.. Belki de önceki hayatımda haremde bir cariyeydim bilmiyorum, ama evvelden ne kadar tarihi roman, araştırma kitabı varsa okurdum.

Şimdi takip edemiyorum. Çünkü muhteşem yüzyıldan sonra herkes tarihi roman yazmaya başladı.. Biri diyor ki gerçekler böyle değil, böyle.. Kitapçılarda normal bir roman bulamaz olduk..

Tarihin bu kadar kurcalanması iyi değil tabi.. Ama ben hep bilinsin de, nasıl bilinirse bilinsin derim.. Padişahların adını bilmeyen bir kuşaktansa, Hürrem- Süleyman aşkını bilen bir kuşak daha iyidir. Ayrıca bu kadar acımasız olmaya da gerek yok.. Bazı saçmalıklar olsa da; mesela,

  •  Uyduruktan bir prenses izebella icat edilmiş,
  • Sülümandan çok sonra yaşamış Malkoçoğlu diziye dahil edilmiş,
  • Dizide zaman atlatmadan şehzade Mustafa birden kocaman olmuş (ki daha kocaman halini de sabırsızlıkla bekleriz we love mehmet günsur) ve hürremin bebeleri 6 şar aylık vaziyette kalakalmış,
  • Ömrü daha çok seferde geçen, cihan padişahı sülümanın günlerini ekseriyetle hürremle fafeynklerde geçiriyor olmasına karşın…

Bu dizi Aşkı memnun’ dan da, Kuzey Güney’ den de iyidir. En azından Türk halkının zayıf olduğu ahlaki damarlara dokunmuyor.. Hatta savaş sahnelerin olduğu bölümlerde erkeklerimiz bir şahlanıyorlar, “yürü bee koçumm” diye naralar atarak izliyorlar..

Aramızda “zinhar padişah sevişmez” diyenler de çıkmadı değil ama, bu hanedan nasıl böyle yürüdü haberleri yok..

Hikayeler nasıl anlatılırsa insanlar ona inanır.

Muhteşem yüzyıl’ ın senaryosunu yazan Meral Okay, bu hikayeyi, Hürrem’ den taraf yazdığı için hepimiz Hürremciyiz. Mahi’ den tiksiniyor, bir an evvel, aslan parçası oğlu ile birlik, sancağa gönderilmesini diliyoruz.  Ajda Pekkan kılıklı, valide sultanın hakkın rahmetine kavuşmasını, haremde helva dağıtılmasını, türbesinin yapılmasını dört gözle bekliyoruz. İbrahim Paşa’ nın da o meşhur matrak oyununda kafa üstü düşerek, beyin kanamasından ölmesini temenni ediyoruz.. Valide sultanın, kendisini italyan ya da alman elçilerden birinden peydahladığını düşündüğüm, emanuella kılıklı hatice sultanın da ömür boyunca ibo ya bir bebe verememesini de dilemiyor değiliz. Çünkü o Hürrem’ in belli belirsiz gülüşleri, çaresiz kaldığında nefesinin kesilmesi, sülümana içten sarılışı, kahkahları, bizi bizden alıyor. Hem yerlere yatıyoruz gülmekten, hem de üzülüyoruz ” bana köle diorlar sülüman” deyişine..

Evet bu dizi bir kurgu.. Tarihe birebir bağlı kalmak zorunda değil. Kalmasın da zaten, sıkıntıdan patlarız.. Hatta ben geçen bölümde, kurgu ya, sülüman Viyana’ yı alır öyle gelir dedim ama..olmadı, 2. kuşatmaya inşallah alacak devletli hünkarım, beklemedeyiz… Zaten koç malkoçoğlu deri pantolonu çıkardı çıkaralı gözlerimiz uyku nedir bilmez oldu…

Satırlarıma burada son verirken, türk kızlarının gönüllerinden geçen dilekleri yazıya döküyorum efenim;

İster cihan padişahı olsun, ister evrenin sahibi, o pörtlek gözler, balık bakışlarla sülüman dünya ahiret hünkarımız olsun.. hürremin olsun..

İbrahim gerçek olsa da takma gibi duran o iğrenç sakalıyla, burnu tıkalı olduğu için ağzından nefes alan ve muhtemelen de ağzı kokan alık yüzüyle, hünkardan bile daha etli butlu hali ile, hem haticenin hem nigar kalfanın olsun…

Ama koç malkoçoğlu, deri pantolonu, kıllı döşüylen, bizim olsun..