Çoktandır bir iki satır yazamadığım için kendime kızıyorum. Yazmak için hep dolmak gerektiğine inandırmıştı bir vakitler edebiyat hocam.. Sanırım hala aynı fikirdeyim..

Okumadan, yaşamadan, anılarda gezinmeden, dönüp arkana bakmadan yahut geleceğe bakmadan yazılmıyor. Çoğunlukla vakit bulamıyor zaten insan günlük hayatın içinde.. Sanki günlerimiz hep, 200 km hızla giden bir trenin içinde geçiyor. İşe yetişiyoruz, yemeğe yetişiyoruz, vapura yetişiyoruz, dostlarla sohbete yetişiyoruz.. Ama bir an durup baktığımızda, etraftaki tüm sesleri kapatıp kendimizi dinlediğimizde, aslında bu maddi şeylere yetişirken, hayata yetişemediğimizi anlıyoruz.. Bir hengamedir gidiyor.. Bir gün nefes almaya çalıştığında “artık çok geç ” diyor derinlerden bir ses..

Az önce bir şarkı açıldı bilgisayarımda birdenbire.. Bir tambur taksimi ile başlayan, başlarken dahi insanın içine garip bir özlem salan hüzzam.. “Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır” diyor solist.. Güzel de söylüyor..

Bu şarkı beni, 5-6 sene öncesine, bir sonbahar gününde kandilli’ ye götürdü ilkin, sonra ortalarına doğru kuzguncuk’ a geldim can baba da bir çay içtim.. Sonlara doğru beylerbeyinde sahilde yüzümü yalayan bir rüzgar bıraktı.. Bittiğinde ise, üsküdar da iskelenin yanında hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.. Akşam iniyordu istanbula.. Vapurlar bir bir yanaşıp ayrılıyorlardı.. Üşüyordum, yağmur patladı patlayacak.. Bir kadın yanaştı yanıma.. Peçete uzattı.. Geçer biliyor musun dedi.. Şimdi sana çok zor geliyor eminin, ne saçmalıyor bu kadın diyorsun ancak… geçer.. buna emin ol… Şimdi devam et, ağla, ağla ki yıllar sonra bu anı düşündüğünde neden yapmadım demeyesin..

Ağladım.. Doğru söylüyordu kadın, geçer demekle olmuyor dedim içimden.. Acıdan ölüyordum.. Kimse beni anlamıyor diyordum. Çocuktum ya dünyaya kızıyor, belki kendimi öldürmeyi düşünüyordum..

Velev ki geçti.. Üzerinden uzun vakitler de geçti.. İnsanlar değişmez diyen halt etmiş.. Fikrim, gönlüm, gözüm değişti..

Şimdi burada bu satırları yazarken, hiç birşey canımı yakmıyor artık dersem, kendimi kandırmış, avutmuş olurum.. İşte böyle bir şarkıda içim sızlamıyor değil..

Ama o kadar derine itmişim ki o sızıyı, ruhumun derinliklerinde hala aynı şiddetle kanasa da, fikrime ulaşana kadar dalgalar küçülüyor.. Eminim ki zamanla daha da küçülecek ve kaybolacak.. Lakin yine eminim ki, unuttum diyen yalan söylüyor.. Sadece derine attıkları anıları, sevdaları, acıları, artık seslerini duyuramaz oluyorlar beyinlerine..

Demem o ki, geçiyor elbet fakat izleri en ufak bir kıvılcımda “buradayız” diyor. Ömrün nihayet bulana kadar da böyle olacak diyor..

Şimdi bana bir soğuk rakı lazım.. Biraz da Zeki Müren.. Bir de yanı başımda akıp giden İstanbul..