Biz biliriz.

Yıllardır, yani öyle 5 – 10 yıldır değil, cumhuriyetin ilanından bu yana, bu yönetim biçimine karşı olanlar hızlıca bir kaç ideoloji  altında toplandılar.

Bunlar; şeriat, hilafet, saltanat, islam oldu.

Sanki cumhuriyet, islama karşı bir devlet yönetim biçimiymiş gibi, sanki bu ülkenin lideri olan Atatürk sadece ateist yahut Hristiyan Türklerin lideriymiş gibi..

Bu ülkede bir kesim hep kendine yeni bir lider yaratma gayretinde oldu. Menderes’ i Atatürk yerine koymaya çalıştılar.. Menderes ülke için büyük bir adamdı.. Ama kitlesi onu ölüme götürdü.. Özal’ ı Atatürk yerine koymaya çalıştılar, Özal Türkiye’ nin dünyaya açılmasında önemli adımlar attı.. Ancak onun da kitlesi kendisini dipsiz bir kuyuya attı. Ölüm nedeni olarak kalp krizi yazdılar..

Şimdi ise bu  Atatürk adından bile tüyleri diken diken kitle, kendine yine bir lider arayışındayken, – Erbakan olmayınca – Tayyip Erdoğan’ ı seçti.. Maşallah o da kendisini bu makama, Menderes ve Özal’ ın aksine, layık gördü..  Hem kendini hem ülkesini hem de kitlesini içinden çıkılmaz bir duruma çekti.

Gururu, kini, hiç bitmeyen inadı, hep ” ben” demesi, dışarıya çizdiği tablo..

Halbuki biliriz ki , dışa yansıyanın 10 katı vardır içeride her zaman.

İşte tam da öğrenci evlerine dahi burnunu sokma aşamasına geçmişken.. Yani evimizin içini de karışmaya başlamışken, toplumun en hassas olduğu dönemde, onun harika inançlı, biat eden kitlesinden bir grup çıktı ve “paraya kıyarak”  Akit gazetesine ilan verdi..

Hem de 10 kasımda.. Hem de Koç grubu “Olmasaydın Olmazdık” reklamlarını 1 haftadır, tüm ulusal kanallarda döndürürken..

sancaktar dergisi kimdir

Bu ilanı iyi anlamak lazım.. Bu görüş ilk defa doğmadı Türkiye’ de ben çok şaşırmadım o yüzden. Bir yanda Anıtkabirde elinde Kuran ile ağlayan teyzelerimiz varken, Atatürk adını bile duymaya tahammülü olmayan binlerce insan hep vardı bu ülkede..

Benim ve aslında bir çoklarının da şaşırdığı nokta şu ki ; nasıl oluyor da n’ idüğü belirsiz bir grup çıkıyor, Türkiye’ deki bir ulusal gazeteye böyle bir ilan veriyor, o gazete de bunu yayınlıyor?

Bu artık pervasızlık boyutudur işin. Maalesef Kubilay’ ı öldüren  cahil cesareti şimdi tekrar dirildi..

Biraz araştırınca bu adamların kim olduğunu da görüyoruz aslında.

Mesela tanıtım videoları burada, bir manifesto yapıyorlar akılları sıra.. Ancak tema bir amerikan filmine götürüyor sizi. Hani bir amerikalı, teröristler tarafından kaçırılır ve videoya alınan bildirileri, yakınlarına gönderilir.. İşte tam o sahne.

Buyrun buradan.

http://www.youtube.com/watch?v=PpISX6q3MK4

Ne kadar garip değil mi? Asıl garip olan bir şey daha var. Bu adamların ellerinde tuttuğu, kamerada gözümüze soktukları bayrak, Suriyeli El Nusra terör örgütünün bayrağı.(düzeltme, el nusranın kendisine simge olarak seçtiği kelimei tevhid, )  Biz bu örgütü nerden biliyoruz. Çünkü bunlar El Kaide’ nin Suriye kolu.

Şimdi bakalım bu Sancaktar’ ın kimler tarafından takip edildiği, takdir edildiğine.. Aşağıdaki Twitter profili bu derginin sahibi ya da editörü ya da çalışanı birine ait, 1945 follower ı olan bir hesap Twitter’ da esamesi okunmayan bir hesaptır, bilen bilir. Ama böyle esamesi okunmayan bir hesabı, nasıl oluyor da AKP ‘ li bir millet vekili olan Yalçın Akdoğan tarafından takip ediliyor. Tabi takipçi profilini daha detaylı incelediğinizde karşınıza Akp gençlik kolları başkanları, İHH üyeleri falan da çıkıyor. Hatta Akp aday adayı isimler bile var..

sancaktar dergisi

Bu da derginin geçen yıl ki sayısında bir makale.. Dile kolay, kalbe zor böyle bir yazıyı hazmetmek.

sancaktar dergisi

Diyeceğim şu ki kuruluş manifestosunda Kemalizme, Atatürk’ e tümden karşı olduklarını söyleyen bu grup yeni doğan bir akımın öncüsü ya da sesi değildir.

Bu görüşe sahip insanlar bu ülkede yıllardır var. İçlerinde Osmanlı özlemi olarak nitelendirdikleri ancak tam olarak karşıt oldukları  özgür, çağdaş, cumhuriyetçi bir Türkiye aslında.

Maalesef, Türkiye yine kendi içinde kaynayan kazanlardan, dünyada olan biten ne varsa kaçırmak üzere. Bizim kazanlar kaynıyor ama önemli olan bu kazanları kimin yaktığı.

Bize odun verildikten sonra zaten hazırız ki haşlanmaya.. Birileri   bizi bizden iyi tanıyor aslında.

Mesele, Atatürk düşmanlığı değil, Atatürk’ e düşman olsalar ne olur.. Mesela halkın Atatürk ‘ ü seven, benimseyen kesimine olan düşmanlık. Ya da düşman gibi görünerek, demokrasinin balansı ile değil halkın değer yargılarının balansı ile oynamak.

Aynı bayrak altında yaşayan hiç bir ulus bunu kendine yapmaz.. Demek ki işin içinde hep başka bayraklar var.

Belki üst kademelerimizde bile bu bayrakların temsilcileri.

Bir sabah kalktığımızda, siz artık bu ülkede yaşayamazsınız demelerinden çok korkar olduk.. Kendi halkımızı tanıyamaz olduk..

Hayırlara vesile olsun.

 

Not : Bir okuyucudan düzeltme geldi, videoda elde tutulan bayrak, kelime-i tevhid in yazılı olduğu bir levha.