Başlığı hiç bir cümle kurma kuralına uymadan yazsam da anladınız siz onu 

Az önce Hürriyet‘ in internet sitesinde istanbul trafiğinin geçen yıla oranla nasıl arttığını gösteren bir haber okudum yine içim karardı.

Önüme gelen her mecrada söylediğim, her gün şikayet ettiğim, her gün beni hayattan daha da soğutan İstanbul’ un trafiği ile ilgili Eylül 2013 – Ekim 2013 aylarındaki yoğunlar yandex tarafından incelenmiş ve sonuç, sabahları %17, akşamları %12 büyüme. Ülke ekonomisi, maaşlarımız, şirketlerin çalışan sayısı o kadar büyümezken, trafik bir yılda %17 büyüyebilmiş.

Ben zaten bunu her gün kullandığım farklı noktalardaki yoğunluktan anlamıştım.

Mesela, ümraniye – çekmeköy tem bağlantısı, mesela, çamlıca gişelerden kartal yönüne gidiş.. Buralarda artık en az 15 dk harcamadan ana yollara giremiyorsun. Geçen yıl böyle değildi. Bu yıl hissedilir bir artış var, bir de buna yağmur – kar eklenince aman allahım…

Hatta yandex bir de hangi yolların en yoğun olduğunu söylemiş; bunlar sabahları anadolu yakasından, akşamları avrupa yakasından köprü bağlantı yolları.

İçinden nasıl çıkacak, nasıl çözeceksin bu durumu ? Bu konuda çok klasik, yıllardır dile getirilen yaklaşımlar var, ya yapılması mümkün değil ya da yapılsa da işe yaramıyor:

Nedir bu klasik önermeler;

1- Toplu taşımanın arttırılması, deniz yolunun daha çok kullanılması :

Tamam oldu.. Daha da arttıralım diye resmen otobüsten bozma metro yaptılar. O da karşılamıyor, yeni metro, biraz daha metro diyorlar, yapıyorlar da ama bunların da bir yapım süresi var. Yetişmiyor.. Metro hatları genişledikçe nüfus artıyor.  3. köprü bile kurtarmayacakken ona da itiraz ediliyor. Evet orman katliamıdır ama gelmeseniz istanbul’ a gerek olmayacak ki 3. köprüye. Denizin de zaten bir lodosluk canı var. Yazın kullanıyor insanlar, kışın zaten haftada 1 -2 sefer yapılamıyor. Risk almak istemeyen hiç inmiyor sahile zaten. 

2 – İstanbul’ a göçün engellenmesi, vize uygulaması :

Tamam o da oldu.. Nasıl olacak, nasıl kısıtlayacaksın, ki sen zaten kısıtlamanın değil daha da çoğaltmanın derdindesin.. Habire yeni evler siteler, yerleşim bölgeleri yaratıyorsun.. Yaratılmasına izin veriyorsun. 2. köprü yapılmadan önce gerçekten bir köy olan çekmeköy şu an ilçe ve sitelerdeki ev fiyatları 300 bin TL ‘ den başlıyor. Şimdi 3. köprü yapılınca trafik rahatlatacağız derken yeni bir yerleşim bölgesi kurup 10 sene sonra tekraren bir köprüye daha ihtiyacın olacak mı ? Amenna.  

Peki ya vize; olur mu ? Olur aslında.. Ama nasıl da sert nasıl da insan hakkına aykırı bir hareket  olur.. Çünkü seyahat özgürlüğünü kısıtlayamazsın. E hadi yaptın diyelim, çünkü zaten insan denilen mahlukata pek saygın yok.. Oy kaybetmek söz konusu iken yapar mısın, yapmazsın.. Ama diktatör derler diye yapmadım dersin, o ayrı.

3- Daha pahalı yakıt : 

O  zaten öyle. Benzinin 5 TL olduğu ülkede bir işe yeni başlayan, eline 3 -5 lira para geçen adam hemen araba almanın derdine düşüyorsa sen benzini 10 tl de yapsan yine inmeyecek kendi arabasından merak etme..

4- Araçların trafiğe plaka numarasına göre belli günlerde çıkması: 

Bu daha önce yapıldı dostum ya.. Olmadı maalesef. Nasıl kontrol edeceğini bilemediğin bir sistem getirirsen işlemediği gibi, madara da olursun.

Neyse işte bunlar hep bildiğimiz şeyler.. Hep konuşulan, seçim vaadi yapılan, ama yapılmayan.. yapılsa dahi tutmayan.. yapılması pek mümkün olmaya da bilen şeyler..

Bunlar dışında ülkenin sürücü profilinin, çok kötü olması, trafik cezalarının yetersiz olması gibi 2 temel  ve kökleri  çok kuvvetli problemlerimiz var ki.. Kimse elini taşın altına sokmadığı için çözülmüyor.

77226_EducationWebBanner_300x250_3

 

 

Şikayet Etme, Öneri Yap !

İşte bu kadar laf söyledikten sonra ben de bir kaç öneri yapayım istiyorum. Bu önerilerimden memnun olmayacak milyonlar var belki ama ben başka bir çözüm görmüyorum.

 

İstanbul trafik durumu

1. Şirket Araçlarına Kota

Hani sabah trafikte kalırsın, soğuktur, ya da sıcak, otobüste ya da servis aracında etrafına bakarsın.. Yandaki arabada, beri ki arabada hep tek kişi var. Dersin ki tabi trafik olur.. İşte o arabaların plakalarına bir bak.. Plaka çerçevelerinin hep kiralık araç firmalarına ait olduğunu göreceksin. Kişisel araç sayıları da pek az değil ama sabahları yoğunluğun temeli şirket araçları  ve servis araçları.

İstanbul’ daki şirketlerin sayısı 300 bine yakın. Bu şirketlerin her birinde mutlaka araç kullanılıyor.

Bunun yanı sıra istanbulda trafiğe kayıtlı araçların sayısı 2.8 Milyon. Bu kaydın 150 bini şirketlerin kiraladığı filo araçları.  Ayrıca filo pazarına büyümesi hızlı olacak bir sektör olarak bakılıyor ki, firmalar şirketlerin kendi bünyesinde tuttukları araçların az olmadığını ve bu alana yönelik pazarlama çalışmalarının devam ettiklerini söylüyorlar. Yani istanbul’ daki araçların yarısının iş amaçlı kullanılan, araçlar olduğunu söylemek pek yanlış olmayabilir. Tabi bu pazarın data sıkıntısı var. Ulaşabileceğimiz datalar sağlıklı değil.

Yani buradaki önerim biraz tahmini verilere dayansa da, uygulansa başarılı olacağına inanıyorum:

Orta halli ya da büyük bir şirkette, yönetim destekleyici, yönetim ve satış ekiplerine araç veriliyor. Diyelim ki satış ağı kuvvetli olan bir firmada 300 kişi çalışıyor olsun. Bunların 50′ si saha satışında görevli, 20 kişi yönetim kadrosu ve aracı olması gerektiği düşünülen yan pozisyonlar da var; bunlar da 10 kişi olsun.  Ne yaptı toplam : 80, yani çalışanların  %27 ‘ si özel araçla işe gidip geliyor. Bunlar genellikle tek başlarına işe geliyorlar. 3 km mesafede oturan bir arkadaşlarını yanlarına almıyorlar.. O da arabayla işe geliyor. Devletin burada şirket başına bir kota uygulaması yapması gerektiğini düşünüyorum.

Buradaki rakamlar iyi analiz edilip, istanbul trafiğine etkisi hesap edilirse ve kota uygulanırsa, eminim ki hatırı sayılır bir rahatlama olacak.

E şirket çalışanı ne yapacak? Gündüz bir toplantısı varsa ofis dışında, şirket içindeki ortak araçlarla çıkacak. Onu da ben düşünemeyeceğim, bulurlar bir yolunu.

Burada öyle akıllı bir sistem geliştirilecek ki, ne bileyim şirket otoparklarına okuyucu mu konulur, yollara bir izleme sistemi mi konulur; şirketin aynı anda kotanın dışına çıkacak şekilde trafiğe araç çıkarması engellenecek. Bu da cezai yaptırımla insanlara kabul ettirilecek.

Evet hoşumuza gitmez.. Şirket nasılsa bedava araba vermiş, benzinde şirketten zaten, hafta sonu ailemizi alıp gezmeyelim mi, akşamları bir kahve içmeyelim mi? Daha uzun ve stressiz bir yaşam istiyorsak, 30 yaşında egeye yerleşme planları yapıp, sonra bunları gerçekleştiremeyip hayattan soğumamak istiyorsak, hepimiz paşa paşa uyacağız.

2. Kendi İlçende Oku

Analar babalar.. Yazık değil mi o yavrucaklara sabahın ker köründe, hayatları boyunca çekecekleri trafiğin içine daha bu yaşta giriyorlar. Hayatlarının en muhteşem zamanlarını servislerle okula gitmekle harcıyorlar..

Bir dönemler çocuğunu evinin yakınındaki okula gönderebiliyorsun diye bir uygulama vardı. Şimdi o kalktı mı ne oldu?

Herkes bilir ki, yaz tatili zamanı yani okullar kapanınca trafikten bir çok araç çekilir.. Bunlar öğrenci, öğretmen ve veli araçlarıdır.

Ama normal şartlarda bu araçların iç yollarda, trafik yaratması gerekmez mi? Köprü yolunda, temde, E5 de ne işi var bu araçların? Demek ki çocuğunu anadolu yakasından avrupa yakasına okula gönderen insanlar var. Bu yolu kapatırsan, trafiğe de büyük katkı sağlamış olmasın?

Gitmesin mi çocuklarımız çok güzel okullara? Gitmesin.. Ya da sende onla git. O ilçede yaşa.

 

9 Eylül 2013 İstanbul Yol Durumu (9.09.2013 İstanbul Trafik Durumu)

3. Kendi Şehrinde Oku

Aslında bu radikal önerimi  yazmaya bile korkuyorum. Bu istanbul’ un göç sorunu ile ilgili..

Bu gün istanbula vize uygulamasını konuşur hale geldiysek dayanamayıp söyleyeceğim.  İstanbul’ a okumaya gelen ve daha sonra buraya yerleşen insanların sayısı azımsanmayacak değil. İstanbul üniversitelerine de bir kısıtlama getirilse, nasıl olur? Herkes kendi şehrinde okusa ? O zaman o şehirlerdeki eğitim, iş imkanları da genişlemez mi ? İstanbul’ a bu kadar yeni ev niye yapılıyor diye soranlar var, o engellensin diyenler.. Engellensin.. O zaman da mevcut evlerin fiyatları daha da saçmalayacaktır. İstanbul’ a ev yeni birileri gelsin diye değil, eski evler boşalsın diye yapılıyor mu ki ?

Aslında buranın özeti istanbul’ u cazip kılan şeylerin azaltılması biliyorum.. Zaten artık istanbul hayat pahalılığının da artışı yüzünden aklı başında insanların geleceği bir yer olmaktan çıktı ama nasıl geliyorlar anlamış değilim.

İşte bu kadar.. İçimden attım, rahatladım..

Dün akşam 1 yıl önce yarım saate geldiğim yolu 1 saat 10 dk. geldim. Bu pazartesi geçen yıl 30 dk da aldığım yolu 1 saat 30 dk da aldım. Bu iki güzergah da birbirinden farklı ve alakasız yerlerdi.

Her gün bu çileyi yaşıyorsanız beni anlarsınız, yaşamıyorsanız yorum yapmaya dahi hakkınız yok.

Geçenlerde ekşi’ de bir arkadaş yazmıştı.. İstanbul’ lu insanlara kızmayın, onların zaten allah belasını vermiş demişti.

İşte öyle..

Sağlıcakla, selametle..

Bu da istanbul’ un şu an ki trafik durumu, saat 15.38, günlerden çarşamba..

İstanbul trafik durumu