images (2)

Bu gün Hürriyet’ te Melis Alphan‘ ın bir yazısını okudum.

Çok doğru, benim zaten gezi olaylarında yaptığım tespitleri yapmış, yine tek ben böyle düşünmüyormuşum diye ümitlendim, içimi huzur kapladı, kelebeklendim.. tamam tamam yeter bu kadar.

Efendim bu yazının ki birazdan aşağıda linkini de vereceğim, meali, ya da içinde yakınılan şey şu dur ki çok da doğrudur.

Çok değil 7 ay önce ülke ciddi bir kırılma yaşadı. Malumunuz gezi olayları.. Gidebilenlerimiz kalkıp gitti, gidemeyenlerimiz, sosyal medyadan destek verdi, takip etti. Bir çok insan gaza geldi, galiba oluyor, deviriyoruz ülkeyi dedi.

Olayların cereyan ettiğinin 2. ya da 3. gününde, CHP ‘ nin bir kaç hafta öncesinden duyurduğu kadıköy mitingi vardı. CHP son dakikada mitingi iptal etti, Taksime gidiyoruz dedi. Miting için gelen CHP’ liler vapura binip Taksime giderlerken, az daha batıyordu Vapur.

İşte o günlerde gezide ciddi anlamda etkin olan sinemacı Sermiyan Midyat, CNN Türk’ te, CHP için şu benzetmeyi yaptı; “Ambulansın arkasına takılan taksi şoförü gibisin”

Aslında bu cümle, zaten gezi parkında sıkça atılan sloganların ekrana yansımasıydı :

Ne akp, ne chp, ne mhp, ne bdp…

Olmadı, muhalefet bir ders çıkaramadı.. Ben ne yapsam da, hazır oluşmuş kitleyi kendi yanıma çeksem, diye düşünemedi..

Geçenlerde Kadıköy belediye başkanı, malumunuz CHP’ li Selami Öztürk, ekşi sözlük yazarlarını toplamış , sohbet edelim demiş.

Gençlerden biri kalkıp demiş ki, başkan bir birimizi kandırmayalım, senin icraatların çok güzel diye değil, seni sevdiğimizden hiç değil, sana oy verme mecburiyetinden sen bu gün başkansın. Çünkü benim ailem Atatürkçü, Akp’ ye oy vermez. Bunun karışlığında ise elimizde bir CHP var, mecburen veriyoruz.

Bu laf, CHP ‘ nin ders çıkarması gereken bir laf.. Öyle boş bir şey değil. CHP’ ye oy verenlerin sadece %5′ i belki, AKP taraftarları gibi gönülden destekliyor, geri kalanları ise; mecburiyetten oy veriyor.

Atatürk’ ün bin bir emekle kurduğu parti, çıkar, rant, para, koltuk sevdası yüzünden, yüzünü halka dönemiyor.

Sonra da çıkıp ama sandıklarımız çalındı, ama buzdolabı dağıttılar, ama kömür dağıttılar diyor.

Yüzyılın dolandırıcılarından Cem Uzan, Genç Parti mitinglerinde İbrahim Tatlıses‘ e türkü söylettirip, döner dağıtınca, %7 oy aldı. Yıllarca dalga geçtik mazotun 1 TL olacağı vaadi ile ama adam dönerin yanına baklava da vermiş olsaydı, bugün mecliste idi belki..

Yani saygıdeğer CHP, biz mağduruz, AKP soyguncu demek ile oy toplanmıyor.

Sandıkların çalındı ise, sandıkların başında duracaksın. Sandık başkanlarına AKP 50 TL veriyor ise sen de 60 TL vereceksin.

Gençlik kolları, ilçe merkezleri, sigara içilen kağıt oynan yerler ise, kadın kolları toplanıp dedikodu yapmaktan başka bir şey yapmıyorsa, siz örgütlenme konusunda kendinize rakip olaral gördüğünüz akp nin tırnağı olamazsınız. Ve seçim kaderiniz hep mecburen ikinci olursunuz.
Bir siyasi parti için ne kadar kötü bir şey olmalı; yokluktan oy alıyor olmak.

Bir de geçenlerde sinirimi bozan bir yazı okudum. Bekir Coşkun diyor ki oyları bölmeyin.
CHP kötü olabilir, ama siz oyları bölerseniz, AKP güçlenir.

Tamam da güzel kardeşim, CHP bana bir şey vermedikten sonra ben niye oy vereyim. Bizim gibi az buçuk eğitim almış insanların iktidardan bekledikleri ile köyde hayvancılık yapan insan beklediği aynı mı, değil. Sen toplumun her kesimine göre bir politika bir hükumet programı geliştirmez isen, ben niye oyumu sana vereyim.

Ben oyumu AKP’ ye de vermiyorum zaten, o  zaman benim oyum kıymetsiz bir şey gibi, boşa gidiyor.. Belki oy kullanmaya dahi gitmiyorum. Zaman kaybı olarak görüyorum.

Diyeceğim  şu ki, oy isterken bana bir şey sunman lazım. AKP seçmenine ne sundu mesela, yol yapacağım dedi yaptı, türban yasağını kaldıracağım dedi kaldırdı. Sağlık reformu yapacağım dedi, yaptı.

Şimdi diyeceksin ki CHP ‘ ye fırsat verilse o da yapardı. Ama fırsat verilen bir şey değil, hak edilip alınan bir şeydir. Tayyip Erdoğan, siyaset sahnesine çıktığında, Deniz Baykal CHP’ nin başındaydı ve Deniz Baykal, devlet yönetiminde bulunduğu için daha tecrübeli bir siyasetçiydi. ama olmadı. CHP baraj korkusu yaşadı..

Bu gün aynı durum Mustafa Sarıgül örneği ile karşımızda. Açıkçası ben bir İstanbullu olarak, Sarıgül’ den kendisine oy vermem için bana proje sunmasını bekliyorum. Ama yok ya da  var ama somut bir şeylere dayanmıyor. Bu gün Sarıgül İstanbul’ u ilçe ilçe geziyor, miting yapıyor. Bu bir belediye başkanı için alışılmış bir durum değil. Çünkü Sarıgül kendisine rakip olarak Kadir Topbaş‘ ı değil, Tayyip Erdoğan‘ ı görüyor. Sarıgül’ ün İstanbul adaylığı hakkında ayrıca bir yazı yazacağım ama durum bu.

Durum bu iken, kimse bana gelip de oyları bölme Sarıgül’ e oy ver demesin.

Çünkü Sarıgül, yıllardır CHP’ nin yaptığından farklı bir politika uygulamıyor. Proje yapan, halka dolu vaatler veren bir aday değil de popülist bir aday olarak devam ediyor seçim sürecine.. Tıpkı Kemal Kılıçdaroğlu’ nun yaptığı gibi.

İşte sevgili okuyucu, hal böyle iken, düşünceme, fikrime, dünya bakışıma, tıpkı sana da olduğu gibi çok ters olmasına rağmen AKP; CHP’ nin bu gün ki hali ile kendine rakip dahi göremeyeceği bir konumda.

Bunun sorumlusu, Tayyip Erdoğan değil, bunun sorumlusu, Kemal Kılıçdaroğlu da değil.. Bunun sorumlusu, bizzat biziz. Oylarımız bölünmesin, ne yapalım AKP gelmesin de kim gelirse gelsin yaklaşımı güderek, CHP ‘ ye oy vermeye devam eden bizleriz.

CHP kendi içinde hala bir bütünlük sağlayamamışken, iki en önemli ismi bir birine girmiş vaziyette karşılıklı mitingler yaparken, ilçe belediye başkanları konusunda bile mutabık kalamamış bir örgüt ile yürümeye devam ederken…

Ben oyumu CHP’ ye veremem. Hala genç sayılırım, Gezi olaylarında yüreğim cız etti, az buçuk da gaz yedik.. Ama oradaki ateşi çıkaran AKP ‘ nin suçu ne kadarsa, oradaki heyecanı arkasına alamayan CHP’ nin suçu da o kadardır.

Kim daha namuslu, kim çaldı, kim çırptı bilemiyorum. Ama kimsenin temiz olmadığını, siyasete bulaşan herkesin ucundan kenarından, çamura battığını görebilecek kadar takip ediyorum, tanıyorum ülkemi..

Böyle bir durumda, CHP’ nin şu an ki yöneticilerinin, gelecekteki yöneticilerinin maalesef olaylara ayamayıp, ülkenin geleceğine çamur attıklarını görmek beni üzüyor.. Sol görüşlü olmama rağmen kendimi bu siyasi hareketin bir parçası olarak göremiyorum.

Atatürk de görseydi, çok üzülürdü.. Buna eminim.

Sağlıcakla kalın,

İyi haftalar olsun.

 

kk

 

 

 

mustafa-sarigul-den-mikrofon-sov-kapak-ana_tepe